Dünya da başımıza gelen her olayın ve hadisenin, hep iki yüzü vardır genellikle.

İlk yüzü, ilk bakışta görülen ve genellikle başımıza gelen hadiselere karşı aldığımız tavır, hal ve durumu tayin eden zahiri yönüdür. Bu yönüyle bazen hadiseleri yanlış ve hatalı yorumlar, ve hadiselerin etkisini daha da arttırırız.

İkinci yüzü ise, görmediğimiz ve bilemeyeceğimiz yönüdür. Yani olayların yaşandığı anda değil de, yaşanan olayların sonucunda ortaya çıkan, batıni yada asıl yönü. Bu yön genellikle, hadiselerin yaşanmasından sonra görülmekte, ve bir sonuç, bazen de ders mahiyetinde olmakta. Çok acaleci ve sabırsız olan insanoğlu, çoğu zaman bu yönü atlar. Bazen hadisenin sıcaklığı, bazen sabırsızlığı, bazen yaşanan acılar, bu sonu güzel olacak olayların, ilk anında yanlış ve hataya düşmemize sebep olur.

Bugün AKP’nin, Cemaat’e ve Cemaat’te bulunan insanlara yaptığı zulümler ve eylemlere ve yaşananlara da, bu iki yönle bakmak gerektiği kanaatindeyim.

Ben, bu bakışla baktığım zaman, AKP’nin Cemaat’e verdiği zararın yanında , çok büyük kazanımlara da sebebiyet verdiğini görüyorum.

Özellikle 3 kazanımın çok önemli olduğunu, ve bunun, geleceğin Türkiyesin de ve dünyasın da yer alacak Cemaatin, bir hazırlık dersi mahiyetinde olduğuna inanıyorum.

 

1- Cemaat’te bir arınma oldu ve güç zehirlenmesine karşı bir uyarı aldı.

Cemaat bu süreçle, gerçek bir arınma ve elenme sürecinden geçti ve geçiyor.

Düne kadar isimleri, Cemaat’in önde gelenleri arasında zikredilen, Cemaat içerisinde etkinliği olan çürüklerin, deşifre olduğu bir süreç oldu bu süreç.

Aynı zamanda bu süreç, Cemaat’in yıllarca her organizasyonlarına ve etkinliklerine davet ettikleri, el üstünde tuttukları ve husn-ü zan ile baktıkları, isimleri bilinen, cemaat tabanı tarafından okunan, takip edilen, kitapları basılan, akademisyen, yazar, dinadamı, gazeteci gibi isimlerin, düne kadar övdükleri ve methiyeler düzdükleri Cemaat’e ve Cemaat’in lideri, Fethullah Gülen’e karşı olan gerçek düşünce ve hislerinin ortaya çıkmasını sağladı.

Bu süreçle, sadece isimleri bilindikler arasında değil, tabanda da bir elenme ve samimiyet testi oldu. Evet, uzun zamandır cemaat içerisinde dillendirilen, keyfiyet-kemmiyet meselesi ve cemaatte yavaştan ortaya çıkan bir rehavet ve güç zehirlenmesinden ortaya çıkan ve Hocaefendi’nin, “Cemaat Milliyetçiliği ” olarak tarif ettiği bir tehlikenin ve tedavi edilmemesi halinde kangırene dönebilecek bir hastalığın, yok edilmesine sebebiyet verdi.

Özellikle, süreçle Cemaat, gücün ve kuvvetin nasıl tehlikeli bir hale gelerek, insanı amacının tam tersi bir yere götürebileceğini.

Gücün ve kuvvetin zehirlenmesiyle, ortaya nasıl çarpık bir anlayışın ortaya çıkabileceğini.

Güç zehirlenmesiyle, insanların bilerek yada bilmeyerek nasıl bir zalime dönebileceğini,

Güçlüyken , bunun tahakküm ve gururla değil , şefkat ve tevazuyla kullanılmasının ne kadar önemli bir konu olduğunu gördü.

Eğer kendisi de yapmışsa, bu yanlışların, er yada geç nasıl önüne bir sorun ve bir bedel ödeme olarak çıktığını, başkası yaptıysa da buna karşı susmanın yanlışlığını ve bunun, nasıl pis ve insanlık dışı bir hal olduğunu görmüş oldu.

Her durumda;

Hem arınma,

Hem samimiyet testinden geçme,

Hem de cemaat milliyetçiliği yaparak, var olan gücün zehirlenmesi tehlikesinin , kişiye ve toplumlara yaptırabileceği hataları anlaması ve görmesi babından, bu süreç Cemaat adına, çok büyük bir kazanıma sebep olmuştur.

 

2-Cemaat kendisini bekleyen ve çok zor olan, “varlıkla imtihanı” tanıdı.

Cemaat şuan bir sınav veriyor doğru. Evet bu sınav, zor bir sınav .

Ama şahsen, Cemaat’in büyük sınavının bu olmadığı kanaatindeyim. Cemaat’in büyük sınavı, ilerde yaşanacak olan “varlıkla imtihanı” olacaktır.

Cemaat’teki insanlar, Cemaat’te hep dert, sıkıntı ve sorunları duymuştur  ve bunlar vaadedilmiştir bu insanlara. Yani, hep bir maddi ve manevi sıkıntılara hazır olun denilmiş ve yaşantıları ve attıkları adımlar da, hem maddi ve manevi zorluklarla atılmıştır.

Yani, Cemaat’teki insanlar zorluklara bir bakıma hazırlıklı ve hazırlardır her zaman. Öyle olmasa ve bu şekilde hazır olmasalardı, ne Afrika’nın kavurucu sıcağında, ne de Sibirya’nın dondurucu soğuklarında, kimseyi bilmeden, tanımadan , onca yoklukla gidip okul açmazlardı. Bunları hep beklemiş ve bunlara karşı hazır olmuşlardır.

Bu yaşanan süreçle AKP, Cemaat’e varlıkla imtihanın nasıl olacağını ve hangi tehlikelerin kendilerini beklediğini göstermiştir.

Evet, kadın, para, makam gibi, AKP’nin düştüğü bu çamurların, insanı nasıl bir hale getirebileceğini ve nasıl insanın bu tuzaklara , hiç farkına varmadan düşebileceğini gördü cemaat. Hem de aynel yakin bir şekilde , yani gözlerinin önünde , yaşayanları görerek gördü.

Evet, bu süreçle Cemaat, hem bu büyük tehlikeler karşısında kaybeden ve insanlıktan ve müslümanlıktan çıkarak, insanların ne hale gelebileceğini ve neler yapabileceklerini gördü, hem de, bu tehlikelere karşı dimdik durarak, bu tuzaklara düşmeyen insanları gördü. Bu insanların yaşantılarını ve dik duruşlarına şahit oldular.

Yani hem para için, öne yatanları ve hallerini, hem de öne yatmayıp, pak kalan ve bunun bedelini ödeyenleri gördü.

Yani hem bir kadın için, bir makam için, bir villa için, bir saat için , insanlıklarını ve karakterlerini satanları gördü, hem de dünyaları verseniz yine de, kişiliğinden ve insanlığından taviz vermeyen insanları gördü.

İşte bu süreç ile, cemaat, iler de yaşayacağı varlık ile imtihana karşı kendisini hazırlama ve tehlikenin ne kadar büyük olduğunun farkına varma imkanını buldu, daha o günler gelmeden.

Düşebilecekleri çukurları ve bu çukurlara insanların nasıl düştüklerini gördüler.

Ve bu ders, inanın bana, tek başına yaşananlara,” iyi ki yaşanmış ” dedirtecek kadar önemlidir.

 

3-Cemaat ilerde yaşayacağı, dünya çapında ki bir imtihanın provasını yaşıyor AKP eliyle Türkiye’de.

 

Dünya’nın 170 ülkesinde kurumları ve gönüllüleri olan bir sivil toplum kuruluşu olan Hizmet Hareketi, istese de istemese de, ilerde dünya çapında tanınacak ve bu tanınmayla beraber büyük saldırılara ve imtihanlara maruz kalacaktır.

Bu çapta büyük ve güzel işler yapan bir organizasyonun, elbette problemleri ve maruz kalacağı saldırılar da büyük olacaktır.

Bu süreçte AKP’nin Cemaat’e ve Cemaat’teki insanlara, insanlık dışı ve zalimane saldırıları ile cemaat, ilerde dünya çapında, kendisine yapılacak saldırıların bir küçük provasını görmüş oldu. Yani mikro planda bir imtihan veriyor şuan, ilerde başına gelmesi mukadder olan büyük bir imtihanın provası mahiyetinde.

Mutlaka daha büyük problem yaşayacak olan ve çok daha büyük ve sadece Türkiye’de değil, belki dünyanın çok yerinde karşı karşıya geleceği sorunları ve saldırıları, bugün sadece Türkiye’de yaşayarak öğreniyor cemaat ve cemaatteki insanlar.

Bu yaşananlarla , ilerde karşısına hangi konulardan ve hangi meselelerden sorunların ve saldırıların olabileceğini öğreniyor. Belki ihmal ettiği veya tam anlamıyla üzerinde eğilmediği bazı meselelerin neler olduklarını görüyor ve o meselelerin halli adına, şimdiden önlemler alıyor ve önlemler almanın ehemmiyetini anlıyor.

Cemaat, kendisinin de, belki farkında olmadığı ve tahmin edemediği zaaflarını ve açıklarını, bu küçük diyebileceğimiz sınavla görüyor, ve ilerde, kendisini bekleyen, daha zor ve çetin geçecek olan imtihana hazırlık yapmış oluyor.

Zira, şunu kabul etmek lazım ki, Cemaat’te, kimsenin adını koymak istemediği ve kabul etmediği bir rehavet ve rahata düşkünlük hastalığı başlamış ve bu bazı yerlerde, bir iç çürümeye sebebiyet vermeye başlamıştı.

İşte bu yaşananlarla, Cemaat’in üzerindeki bu rehavet dağıldı ve küllenmiş duygular yeniden alevlendi. İnsanlar daha bir aşkla ve iştiyakla meselelere sahip çıkmaya başladılar. Ve “ne yapıyoruz ? ” ve “niçin yapıyoruz” meselelerini, daha iyi idrak etmeye başladılar.

Evet,kendimce bu süreçle AKP’nin Cemaat’e yaptığı en büyük hizmetler bunlardır.

Her şekilde kazanan Cemaat ve içindekiler olacaktır bu sürecin sonunda.

Ve  arkadaşların şunu unutmaması gerek, bu yolda hep sizi imtihanlar bekleyecek, ve hep elenmeler olacak.

Defalarca , tekrar be tekrar.

İşte bundan dolayı, baharı bekleme hastalığından kurtulup,asıl işin olan, tohum atmaya odaklanmanın önemli ve gerekli olduğunu bir kere daha hatırlamak ve buna göre yaşamak lazım.

Muhabbetle.