Tam bir komplolar ülkesi olduk.

Ankara saldırısı ve sonrasında yaşananlar, ülkedeki kaotik durumun ve durumu idare edemeyen kabiliyetsiz ve saf yöneticilerin, ne kadar basiretsiz olduklarını bir kere daha gözler önüne serdi.

Şimdi kısaca süreci anlatalım.

17 şubat 2016 çarşamba günü, saat 19 civarında Ankara’nın en merkezi ve devletin kalbi diyebileceğimiz, devlet mahallesinde, askeri servis araçlarının yanına yaklaşan bomba yüklü bir araçla bir intihar saldırısı düzenlendi.

Aynı akşam, hükümet en yüksek perdeden eylemi gerçekleştiren eylemcinin kimliğinin, paramparça olmuş ve yanmış cesedde yapılan parmak izi tesbiti ile tesbit edildiğini açıkladı.

Davutoğlu, kameralar karşısına geçerek, eylemi yapan kişinin PKK ve YPG mensubu 1992 Amude doğumlu Salih Neccar adlı kişi olduğunu söyledi.

Sonra bu isim üzerinden, Erdoğan, ABD’ye seslenerek, kendi başkentine bombalı saldırı yapan PYD’nin ABD tarafından desteklenmesinin kabul edilemeyeceğini ve PYD ile Türkiye arasında bir tercih yapmasını istedi.

Sonra, ABD, saldırıyı PYD’nin yaptığına dair ellerinde bir veri olmadığını söyleyerek, Türkiye’nin bu iddialarına şüpheyle yaklaştıklarını söyledi.

Bu gün Erdoğan-Obama görüşmesi vardı. Obama ve Erdoğan, ABD Türkiye arasındaki bu gerilimli ortamda telefon ile görüşeceklerdi.

Görüşmeye saatler kala, PKK’nın yaramaz çocuğu olarak bilinen TAK, Ankara saldırısını üstlendi.

TAK saldırıyı üstelenirken, saldırıyı 1989 yılında Van’ın Gürpınar doğumlu, Zınar Raperin kod isimli Abdulbaki Sönmez’in gerçekleştirdiğini söyledi.

Abdulbaki Sönmez olarak lanse edilen bir resimde bu bildiride yer alıyordu.

Sonra, yine bir yerlerden Abdulbaki Sönmez’in resminin bir montaj resmi olduğu ve resmin kafası ile resmin orjinalinin farklı kişilere ait olduğu ortaya çıktı.

Resmin orjinali, M.Şafak İnan isminde bir gence aitti, resmin kafa kısmına Abdulbaki Sönmez olduğu iddia edilen resim konulmuş ve böyle piyasaya sürülmüştü.

Yani, saldırıyı yaptığını söyleyen TAK sahte bir resim ile açıklama yapmıştı.

Bu noktada akla gelen soruları  teker teker sıralayalım ve cevap bulmaya çalışalım.

1- Hükümet neden hemen alelacele, eylemcinin kimliğini tesbit ettik dedi ve bunda amacı neydi.?

Cevap: Hükümet bu açıklamayı alelacele yaparak, çok profösyönelce yapılmış ve direk Genelkurmay’a yapılmış bu saldırı ve yüksek can kaybından dolayı, halktan gelecek tepkileri çalışıyoruz imajı vererek engellemek istemiş olabilir.

Ayrıca hemen saldırının PYD menşeli olduğunu ilan ederek, Suriye’ye girme konusunda direten ordunun direncini kırmak istemiş olabilir.

2- Hükümetin ilk akşam eylemi yaptı dediği Salih Neccar mı gerçekten eylemi yaptı? Yapmadıysa şimdi nerede?

Bu tam bir muamma, eğer hükümet doğru söylüyorsa bu kişi öldü, eğer hükümet bir telaş ile bu ismi verdiyse, bu kişi başka bir eylemde ölmüş yada öldürülmüş biridir.

Hükümetin elinde var olan böyle kişilerden birinin ismi zikredilmiş ve bu olay böylece aydınlatılmış imajı verilmek istenmiş olabilir.

3- TAK ‘ın eylemi yaptı dediği Abdulbaki Sönmez mi eylemi gerçekleştirdi?Yapmadıysa resim kime ait ve o kişi nerde ?

Bu sorunun cevabı olarak, Abdulbaki Sönmez’in örgüt içi bir infaz ile öldürülmüş ve bu şekilde bir eylemde öldü diye örgüte ve ailesine lanse edilmek istenmiş olabilir.

4- TAK böyle bir şeyi neden yaptı?

Kilit olan soru budur, bu soruya en mantıklı cevap;

Hükümet, PKK içerisindeki uzantılarla temasa geçerek, bu eylemi üstlenmelerini ve Erdoğan’ın Obama ile yapacağı görüşme öncesi elini güçlendirmek istemiş olabilir.

PKK içindeki yaramaz çocuk TAK’ın üstlenmesi ile, hem PYD tam sorumlu olmayacak, hemde Amerika’nın PYD suçsuz iddiasına bir nebze olsun darbe vurulmuş olacaktır diye hesap edilmiş olabilir.

PKK bu teklifi kabul ediyorum diyerek, hükümeti ve Erdoğan’ın boş bıraktığı kaleye bir gol fırsatı olarak gören PKK, önce bu saldırıyı üstlenmiş, fakat üstlenirken bir tuzak kurarak, bunu bir fotomontaj yalanına bina etmiş.

Obama ile görüşen Erdoğan TAK’ın üstelendiğini söyledikten sonra, bunun yalan bir resim ile yapıldığını yine PKK servis ederek, Obama ile görüşen Erdoğan ve Türkiye’yi zor duruma düşürmüş oldu.

Yani PKK, bu olayla, hem Amerika’nın PYD’yi desteğinin devamını sağlamış oldu.

Hem Türkiye’nin PYD’ye olan suçlamalarını bu oyunla Amerika nezdinde yerle bir etti.

Bunu, ABD sözcüsünün “aksi ispatlanana kadar PYD’ye güvenimiz devam edecektir” açıklamasından da anlıyoruz.

Tüm bunları yapacak ve planlayacak akıl, kesinlikle istihbari bir akıldır. Ve bu akıl, hem Erdoğan’a, hem PKK’ya akıl veriyor görülüyor.

Ve son tahlilde, bu olayla;

Onlarca hayat gitti

Yapanlar bulunamadı,

Hükümet tüm tezlerinden çark etmiş oldu.

PYD daha da legalize oldu.

Ülke kimlere emanet edilmiş ve nasıl bir akıl ile yönetiliyor, bir kere daha ortaya çıktı.

Tabii bunu görmek isteyenler için.

Kör bakanlar hala aynı hikayeleri anlatmakta halkta.

Ve halkta uyuyor.