Can Dündar ve Erdem Gül tutuklanınca oluşan uluslararası tepkiden dolayı dosyalarını erkenden gündeme alan Anayasa Mahkemesi Can Dündar ve Erdem Gül’ün salıverilmesini sağladı. Keşke Anayasa Mahkemesi uluslararası tepkiler oluşmadan önce, sadece hukuki durumu göz önünde bulundurarak o davayı karara bağlasaydı. Sonuçda Dündar ve Gül kararı hukukidir ancak AYM’nin gündemine girme süreci ulusal ve uluslararası baskı sonucunda olmuştur. Bu da AYM’nin kararlarına kısmen gölge düşürmüştür.
Örneğin aynı iddiadan bir yıldır tutuklu bulunan Mehmet Baransu’nun başvurusunu gündemine ancak bir yıl sonra aldı. Dolayısıyla buradan bakarak AYM’nin Mehmet Baransu davasında hukuki karar verip vermeyeceği son derece şüpheli.
Dündar’ın başvurusunu üç ayda gündemine alan AYM’nin Baransu başvurusunu bir yıl sonra gündemine alıyorsa, yani gündem tercihinde bile siyasi konjonktürü göz önünde bulunduran bir mahkemenin hukuki bir karar vermesini beklemek biraz fazla umutlu olmayı gerektiriyor.
Ben AYM’nin hukuka göre değil konjonktüre göre karar vereceğini düşünüyorum. Ancak buna rağmen AYM’nin Baransu’nun tutuksuz yargılanmasını sağlaması gerekitğini düşünüyorum.
Bunun için iki gerekçem var. Bu gerekçelerin arasında hukuki bir tartışma yok. Zaten ülkede hukuk olsa Baransu’nun beş yıl önce yazdığı bir haberden dolayı bırakın tutuklu yargılanmasını hakkında dava bile açılmaması gerekiyordu.
Bu yüzden ben AYM’nin Baransu’yu neden serbest bırakması gerektiğini başka gerekçelerle anlatacağım
- AYM Kendi itibarını düşünüyorsa Baransu’nun tutuksuz yargılanmasını sağlamalıldır. Neredeyse kesine varan bir şekilde belli ki eğer AYM Baransu’nun hakkının ihlal edilmediğine hükmederse bu dava direk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidecek. Oradan da kesine yakın bir şekilde Baransu’ya tazminat çıkacak. Bu da AYM’nin şimdiye kadar inşa ettiği “güvenilir mahkeme” imajına büyük zarar vererecek. Düşünün ki AHİM Türkiye’nin en üst yargı organı olan AYM’nin kararını bozuyor. Özellikle Can Dündar, İnternetin katpılaması gibi hassas konularda demokratik tavır alıp görece bir saygınlık kazanmış AYM’nin bu saygınlığını koryabilmesi için Baransu konusunda AHİM’den dönecek bir karar almaması gerekiyor.
Eğer her ne olursa olsun, AYM Baransu davasına Erdoğan’ın yaklaştığı gibi yaklaşır “ne olacak AHİM bunlara tazminata hükmeder parasını öder geçeriz” diye bakarak hüküm verirse, bundan sonra AYM’nin kararları tartışmaya açılır. Böylece AYM’de bağımsız bir mahkeme olma özelliğini kaybeder ki bu tahribatı AHİM’e ödenen tazminatların bin katıyla tamir edemezsiniz.
- Hukuku zaten geçtim. Eğer AYM Türkiye’yi ve Türkiye’nin yarınını düşünüyorsa Baransu davasında tutuksuz yargılamayı esas alacak bir karar vermeli. Görebildiğim kadarıyla AYM, Türkiye’nin AHİM’de kaybedeceği davaların önünde bir baraj işlevi görüyor. Zatan mahkemeye hak ilhali hakkı verilirken, amaç da insanların hakları ihlal edildi mi edilmedi mi buna bak diye verilmedi. Amaç AHİM’e giden ve sıklıkla Türkiye’ye tazminat olarak dönen davaların önüne bir baraj kurmak için AYM’nin yetkileri genişletildi.
Böylece Türkiye’nin AHİM’de kaybedeceği davalar oldukça azaldı. Eğer AYM Baransu kararında iktidar istiyor diye Baransu’dan intikam almak için kurulmuş kumpas düzenine evet derse AHİM’in önündeki AYM barajı yıkılmış olacak. Bundan sonra o baraj su tutmaz.
Hukuki gerekçeleri geçtim sırf bu iki gerekçeyle AYM Baransu’nun serbest bırakmalı…
Emre Uslu