Kendisini Tophane’de bir dernek binasında verdiği konferans sırasında tanımıştım.
Ahmet Altan’ın bir yazsısından yola çıkarak birde soru sormuş çıkışta da aynı ilçeden olduğumuz üzerinden kısa bir sohbet gerçekleştirmiştik.
Sorduğum soru sanki o günden bugüne kadar olan bütün gelişmeleri anlamamız açısından da bazı işaretler taşıyordu.
“Onca baskı ve stres altında gözü kara bir mücadele içerisindesiniz. Hayatınızdan daha fazla değer verdiğiniz bir şeyler mi var ki ölümüne cesaretle hareket edip kimsenin asla cesaret edemeyeceği belgeleri yayınlayarak ve yazıları yazarak gazetecilik yapıyorsunuz.”
O sorunun cevabını verdiğinde söyledikleri doğrusunu söylemek gerekirse kafama yatmamıştı.
Bir hinlik arayan halim vardı ve tek başına hareket etmediğini ,yalnız bir kişinin bu cesarette olmayacağını düşünmüştüm.
Zaman beni haksız çıkardı.
2010 Şubat’ında başlayan ve 2013 Kasım’ında dershanelerin kapatılmak istenmesi ile net biçimde varlığını hissettiren cemaate karşı tenkil döneminin en cesur kişileri arasında var olarak bunlara karşı çıkmasıyla yapmıştı bunu.
Herkesin bu süreçte bir tavrı oldu. Hizmet hareketine karşı sürdürülen yok etme veya kökünden kazıma projesinde bir çok isimsiz kahraman buna karşı çıktı. Ama birkaç büyük kahraman adıyla sanıyla yaşadıklarıyla bir parça daha öne çıktılar.
Diğerleri bu yazının konusu değil ve bir anlam ifade edecekse benim kahramanım Baransu’dur demek istiyorum.
Askeri vesayetin yediği “balyoz” darbesinde ve sonra geriletilmesinde en sonunda sona erdirilmesinde ortaya koyduğu mücadelesiyle ,bu süreçte de fıtratının gereğini yapacağından kimsenin kuşkusu olmayacaktı.
Temelde ülke insanın üzerinde ki vesayetlere karşı verilen bir kavganın ,özelde de hizmet hareketine yapılan saldırıların öncül karşı koyucularından oldu.
Hizmet hareketinin Bediüzzaman’la başlayan dava serüveninde, ilim irfan ve eğitim hamleleri kadar ülkenin demokratikleşmesinde anlamlı ve nitelikli bir çabası var ki ve bu çabayı kısaca şöyle formüle edebiliriz.
Demokratik ve özgürlükçü bir ülke olması ülkenin ,irfan hamlelerinin daha hızlı hayata geçirilmesi anlamına gelmektedir.
Baskıcı ve otoriter yapılarda geleceğe dönük tüm ilim ,irfan ve eğitim projelerinin büyük zarar göreceği “korku ve şiddet” kültürünün aklı ve doğal olarak toplumsal aklı esir alacağı gerçektir.
Aslında bir yerde daha çok demokrasi ve özgürlük alanı açmanın kurum ,kadro ve finansman üçgeninde hayat bulan hizmet hareketinin de hızla önünü açmak demek olacağını söylemek abartı olmaz.
Baransu kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millettir düşüncesiyle hareket ederek kaynağı iman olan cesaretinin somut neticelerini ortaya koymuş , kimsenin altına giremeyeceği , kimsenin cesaret edemeyeceği dosyaların konuşulması , ülke gündemine taşınması ,bunlarla ilgili soruşturmalara dayanak olacak adımların atılması adına harika işler çıkarmıştır.
Tutuklanmasına , baskı ve tecrit altında tutulmasına onca sıkıntı ve işkenceye maruz bırakılmasına rağmen dik duruşunu ve asil tavrını kaybetmeyişi ,şu toz dumanlı günlerde anlaşılmasa da yakın bir gelecekte takdirle ve şükranla anılması için yetecek ve artacak.
Onun dünkü ve bugünkü cesur tavırları ile vesayetin geriletilmesinde bir ordu gibi tek başına verdiği cesur mücadele , elbette takdire şayan bulunacak.
Aydın sorumluluğu içinde olanların “ama” sayıklamaları ile geçiştirdiği “beraber hareket ediyorlardı bahanesi” ile de ellerini taşın altına sokması gerekenlerin bu ucuz bahaneye sarılarak bundan uzak durduğu , kirli ve karanlık oyunların ayyukaya çıktığı bir dönemde bu tavır bu dik duruş büyük anlam kazanacak.
Baransu benim bu süreçteki kahramanımdır , büyük ve lider ülke olması yolunda yürüyen ülkemizin bu liderliğin esas kaynağı olan “gelişmiş demokrasi “ve “özgür toplum” gerçeğini bizzat yaptıklarıyla anlatan gerçek bir demokrasi kahramanıdır.