Eski CHP genel başkanı ve Antalya milletvekili Deniz Baykal ilginç değerlendirmelerde bulundu. Baykal, “Meclis Başkanı olsaydım bugün bir koalisyon hükümeti mutlaka kurulmuştu. Erdoğan seçim değil, koalisyondan yanaydı” dedi. Oysa aynı Baykal 23 Temmuz’da “koalisyon görüşmeleri tiyatro, kasım ayında seçim var” demişti. Kamuoyu merak ediyor: Baykal aklımızla alay mı ediyor, yoksa halk erken seçimin müsebbibi olarak Erdoğan’ı görmeye başlayınca Baykal, Erdoğan’ın avukatlığına mı soyundu? 

İşte Vatan Gazetesi’nden Murat Çelik’in soruları ve Deniz Baykal’ın verdiği cevaplar:

– Sayın Baykal, yarın (bugün) itibariyle artık kurulacak seçim hükümetinin ayrıntılarını konuşacağız. Siz…

– Bakın işte zaten konu bu. Bu noktaya gelinmesin diyeydi benim bütün mücadelem. Daha ilk günden, yani o ilk görüşmede ben yeni bir seçime, bir erken seçime gitmek değil, tamamen bir koalisyon kurulmasının gerektiğini anlattım.
– Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 10 Haziran Çarşamba günü yaptığınız görüşmeden bahsediyorsunuz…

Evet… Bakın, seçimin hemen ertesinde, Sayın Erdoğan daha hiç konuşmadan, ben, “Türkiye seçime gitmemelidir, bu tablodan bir koalisyon hükümeti çıkmalıdır” dedim orada. Ve bu kabul gördü. Hemen ertesi gün, bizim görüşmemizin ertesi günü gençlerle bir görüşme vardı. İlk değerlendirmesini orada yaptı Cumhurbaşkanı.
– Yani kamuoyu önünde konuşmadan önce sizle görüşmeyi mi tercih etti?

Seçimden sonra ağzını açmadı ve Sayın Cumhurbaşkanı benimle görüşmek istedi. Zaten bir an önce görüşme isteğini de şu gerekçeyle ifade ettiler, dediler ki, “Kamuoyuna yarın bir konuşma yapacak (Erdoğan’ın 11 Haziran’daki 4’üncü Uluslar arası Öğrenciler Mezuniyet Töreni’ndeki konuşması) yani sizinle görüştükten bir gün sonra bir konuşma yapacak, o konuşmadan önce sizinle görüşmek istiyor” dediler. Zaten onun üzerine alelacele görüşme planlandı ve geldik görüşüldü.

ALTERNATİFLERİ SAYMIŞ

– O görüşmeye ilişkin daha önce bazı açıklamalar yaptınız ama bugün daha detaylı ne söyleyebilirsiniz?

O görüşmede temel konu, ‘Türkiye seçime mi, koalisyona mı gitmelidir’di. Ben bütün gücümle Türkiye’nin mutlaka bir koalisyona yönlendirilmesi gerektiğini, bir koalisyonun bu ortamda milletin iradesine uygun çözüm olacağını ve bunu içimize sindirmemiz gerektiğini söyledim. Bütün koalisyon alternatiflerini sayarak, bir koalisyonun oluşmasına katkı yapmak durumunda olduğunu söyledim. Ayrıntılarıyla, uzun uzun bunu konuştuk.
– Cumhurbaşkanı da sizle hemfikir miydi?

Benim bu yaklaşımım kabul gördü. Tayyip Bey de o anlayışın içinde, ertesi gün o gençlerle yaptığı konuşmayı tamamen o mantığa oturttu. Ve orada dedi ki, çözüm koalisyondur, onun gereğini yapalım.

‘ERDOĞAN İÇİN DE SÜRPRİZ OLDU’

– Yani Cumhurbaşkanı da koalisyon hükümeti kurulmasından yanaydı.

Şimdi bakın, o konuşma, seçimden sonraki ilk konuşmasıdır Tayyip Bey’in. O konuşmada, egolarımızdan sıyrılalım dedi, millet iradesini ortaya koymuştur, bir koalisyon kaçınılmaz gözüküyor dedi. Bu durumda bütün imkanları kullanıp bir koalisyonu gerçekleştirmeliyiz diye bir konuşma yaptı. O konuşma, işte bizim görüşmemizin ruhunu yansıtan bir konuşmaydı. Pekiyi bu ne kadar devam etti? Meclis Başkanı seçimine kadar. Meclis Başkanı seçilinceye kadar tablo buydu. O yüzden diyorum, eğer Meclis Başkanlığı seçimi o şekilde sonuçlanmış olsaydı (uzlaşı ile kendisinin seçilmesini kast ediyor) bugün mutlaka bir koalisyon, ya CHP AKP, ya AKP MHP koalisyonu, mutlaka kurulmuştu diyorum.
– Yani siz Meclis Başkanı seçilseydiniz…

ne zaman o seçim (Meclis Başkanı seçimi) bir sürpriz olacak şekilde, Cumhurbaşkanı için de sürpriz olacak şekilde, bir AKP’li Meclis Başkanı’nın seçilmesiyle sonuçlandı, ne zaman “Birlikte bir Meclis Başkanı seçerler ve bir koalisyonu hayata geçirirler” diye düşünülen partiler tam tersine dağınık dağınık bir görüntü verdiler ve “Bir AKP’linin oraya gelmesine izin vermeyiz” diyen MHP’nin katkısıyla bir AKP’li Meclis Başkanı seçildi; o andan itibaren Sayın Erdoğan’ın tavrı değişti. Bunu görünce, Cumhurbaşkanı da dedi ki “Bırakın koalisyonu, seçim.”

Onun yönlendirmesiyle elbette bunu herkes biliyor, herkes söylüyor iş buraya geldi. Ben de bu noktayı görünce, hatırlayın, dedim ki “Koalisyon görüşmeleri artık bir tiyatrodur.” Bu ne demekti? Artık taraflardan biri seçim kararını almış, ülkeyi seçime götürecek, görünüşü idare etmek için işte böyle oyalanıyor Türkiye.

İşte Baykal’ın daha önceki beyanı:

Oysa aynı Baykal 23 Temmuz 2015’de koalisyon görüşmeleri tiyatro kasımda seçim var demişti. İşte o haber:

CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Ak Parti’nin hükümet kurmak istemediğini belirterek, “Koalisyon görüşmeleri tiyatrodan ibaret. Kasımda seçim var” dedi. Baykal, Erdoğan’la görüşmesinde ‘geri çekilmesi’ gerektiğini söylediğini aktardı. “‘Millet yanlış yaptı demeyin gereğini yapın’ dedim” ifadelerini kullanan Baykal, bu görüşmeden sonra Erdoğan’ın basın açıklaması yapıp, ‘Egolarımızdan sıyrılalım’ dediğini anlattı.

Deniz Baykal, Antalya Korkuteli İlçe Örgütü’nü ziyaret etti. Eski milletvekilleri Osman Kaptan ve Tuncay Ercenk ile parti yöneticilerinin de eşlik ettiği Deniz Baykal, ilçe binasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Suruç’ta yaşanan olaylara değinen Deniz Baykal, “Diğer ülkelerdeki müslümanların kendi aralarındaki çatışmalardan kaynaklanan acı olaylar dolayısıyla çok üzülüyoruz. Bu üzüntülerimizi her fırsatta dile getirip, kendi ülkemizde olmadığı için şükür ediyorduk. Yurtdışında tanık olduğumuz acı olayların her an bizi de içine alabileceğini, bu olayların Türkiye’mizde de yaşanabileceğini bize çok acı bir şekilde gösterdiler. Bundan büyük üzüntü duyuyoruz. Hatırlarsınız çok uzun süredir Türkiye’de izlenen yanlış politikaları eleştiriyor, ‘Bu politikalar Türkiye’yi de Ortadoğululaştırabilir, bu savaşa taraf olmayın yoksa bizi de bu savaşın içine çekebilirler’ diyorduk” dedi.

‘BAŞKA ÜLKEDE HÜKÜMET İSTİFA EDER’

Dünyanın başka bir ülkesinde böyle bir saldırı sonrasında meclisin hemen toplanacağını aktaran Deniz Baykal, “Derhal meclis toplanır, hükümet istifa eder, yeni bir politika izlenirdi. Ancak burası Türkiye, normal olmayan normalmiş gibi gösteriliyor ama acı da olsa CHP’nin Suriye politikasındaki tutumunun ne kadar haklı olduğunu gördük” diye konuştu.

‘HAZİRANDAN SONRA ÜLKEDE RAHATLAMA OLDU’

Türkiye’de 13 yıllık dönemde en olumlu gelişmenin 7 Haziran’da yaşandığını kaydeden Deniz Baykal, “7 Haziran seçimlerinde halk hükümete ‘sizi beğenmeyenlerle uzlaşın’ talimatı verdi. 7 Haziran seçimlerinden sonra ülkede bir siyasi rahatlama oldu. Siyasete memnuniyet geldi. Siyasi kutuplaşma yaşanmamaya başladı” diye konuştu.

‘CUMHURBAŞKANINA ‘GERİ ÇEKİLİN’ DEDİM’

Seçimden sonra Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeyi de anlatan Baykal, “Cumhurbaşkanına ‘artık geri çekilmeniz lazım’ dedim. ‘Millet yanlış yaptı demeyin gereğini yapın’ dedim. Ben bu görüşmeyi yaptıktan sonra Cumhurbaşkanı basın açıklaması yaptı ve açıklamasında benim söylediklerimi söyledi. ‘Egolarımızdan sıyrılalım’ dedi. Bu çok önemli bir özeleştiridir” dedi.

‘SÖZLERİNİ YERİNE GETİRMEDİLER’

Meclis başkanlığı seçimleriyle ilgili konuşan Deniz Baykal, “Genel başkanımız benim aday olmamı istedi. MHP de ‘Biz AKP seçilmesin diye ne gerekiyorsa yaparız’ dedi. Zaten seçim sürecinde de MHP sürekli AKP’ye karşı bir tutum gösteriyordu. Ama bu söylediklerini yerine getirmediler. Grup başkan vekilleri bile bana destek vereceklerini Levent Gök aracılığı ile söyledi. Ama Bahçeli normal olanı yapmadı. Eğer kendilerine saygı duysalardı AKP’nin karşısındaki adaya oy verirlerdi” diye konuştu.

‘BENİ İSTEMİYORLARSA SÖYLERLERDİ’

MHP’nin neden böyle bir tutum sergilediğini de çok iyi bildiğini söyleyen Baykal, “Bahçeli kendisi söylüyor ‘ana muhalefet olacağım’ diye. Yani CHP’yi etkisizleştirerek, CHP’nin yerine geçmeyi istiyor. Bunu da açıktan belli ediyor. Başka bir açıklama olamaz. Eğer MHP beni istemiyorsa gelirdi seçimden önce söylerdi, ben de bunu anlayışla karşılardım. Çünkü meclis başkanlığı seçimlerinde tarihi bir fırsat kaçtı” dedi.

‘KASIMDA SEÇİM VAR’

Ak Parti’nin hükümet kurmak istemediğini vurgulayan Deniz Baykal, “MHP zaten tutumunu belli etti. Yani, koalisyon görüşmeleri artıktiyatrodan ibaret. kasımda seçim var” dedi.

Yeni Yön’ün notu:

Baykal üç nedenle böylesi çelişkili açıklamlar yapmış olabilir.

1) Baykal’ın o malum kasetini Erdoğan’ın izleyip yayınlattığı ifade ediliyordu. Bunu Kılıçdaroğlu’da iddia etti ama Erdoğan tek kelimelik cevap veremedi. Her konuya dava açan Erdoğan nedense Kılıçdaroğlu’nun bu iddiasına dava açamadı. Eğer bu doğruysa, Erdoğan muhtemelen Baykal’ı halen o kasetle hizaya getirdiği için Erdoğan’ın avukatlığına soyundu. Erdoğan’ı aklamaya çalışıyor.

2) Erken seçimin ilk kaybedeni Baykal olacak. Seçimden sonra koşa koşa Erdoğan’la görüşmeye giden Baykal’ın CHP tarafından yeniden aday gösterilmesi zor bir ihtimal. Baykal bunu gördüğü için Kılıçdaroğlu’nu köşeye sıkıştırıp, yeniden aday olmak istiyor. Bunun için de böylesi açıklamlalar yaparak seçimde aday olmayı garantilemek istiyor.

3) AKP’nin kuracağı seçim hükmetinde bakan olmak istiyor. Bunun için de AKP ve çevresine mesaj veriyor.