Sizi bilmem ama bayram bana güzel elbiseler giymiş şirin kız çocuklarını, yeni ayakkabılar giymiş yere basmaya kıyamayan erkek çocuklarını, anne ve basının elini öpen genç adamları, camiye giden yaşlıları, kahvaltı telaşındaki yapan ev kadınlarını, akrabalara ziyaret aceleciliğini, her şeyi boş verip Galata’da balığa olta sallayan balıkçıları, günler öncesinden başlayan temizlik faaliyetlerini, bir aylık orucun ardından gelen tavşan kanı çay zevkini hatırlatmıyor…

Sizi bilmem ama bayram bana, bir hırsıza dur dediği için eşini ve çocuğunu toprağa gömen o yapa yalnız polisi hatırlatıyor…

Bayram bana -7. Kattaki zulmü, o zulme karşı yükselen Allah’u Ekber sesini hatırlatıyor…

Sizi bilmem ama bayram bana, eşi üç-dört yaşındaki çocuklarını kayın pederinin bulunduğu ülkeye bırakıp, o ülkede kalma şansı varken, Silivri’ye gideceğini bile bile Türkiye’ye dönen, Türkiye’ye dönerken de arkadaşının boynuna sarılıp “senden hiç bir şey istemiyorum, bayramlarda çocuklarımı büyüklerinin yanlarına götürüp ellerini öptürürsen mutlu mesut olurum” diyen ve Bayram’da eşini ve çocuklarını bile göremeyecek Ahmet’i hatırlatıyor…

Sizi bilmem ama bayram bana, Allah deyip çalarken yakalanan, yumurtasını pişirmek için dünyayı yakmayı göze alan bir hırsız ve zalim sürüsünün yaptığı zulmü, dağılmış aileleri, acı çeken çocukları, ağlayan anneleri, felç geçiren babaları, tedavi gören eşleri hatırlatıyor…

Sizi bilmem ama bayram bana, millet malına göz dikip parsel parsel kupon arazi peşinde koşan, Kuran ile alay eden, kutu kutu, kasa kasa çalan, Cami yeşiline bürünüp dolar yeşili için sadece şerefini değil tüm memleketi satan, mücahit pozu veren müteahhit lobisini, midesiz şerefsizlikleri, münafık sırıtışları, sahte tevazularını, yalancı dindarlıkları hatırlatıyor…

Sizi bilmem ama bayram bana, sinekleri kartal sanan safoş Anadolu insanını, peygamber cübbesine bürünmüş şarlatanları, onların peşinden giden feraset yoksunu dindarları, üç kuruşa din tüccarlığı yapan, kaçak oteller diken hocaları, din polislerini, her türlü iki yüzlülüğü, menfaatçileri hatırlatıyor…

Sizi bilmem ama bayram bana, bütün memleket kokuşmuşken, yüzünü dönüp hiç bir şey yokmuş gibi hareket eden sahtekarları hatırlatıyor…

Sizi bilmem ama bayram bana, karnı aç insanlarla, onların temsilciliğine soyunmuş lüks saraylarda yaşayanların çelişkilerini hatırlatıyor…

Size bilmem ama bayram bana, bunca berbat durum ortadayken, hiç bir şey yokmuş gibi, bayram yapan, kafasını kuma gömmüş bir deve kuşu sürüsünü hatırlatıyor…

Size bilmem ama bayram bana, yüreğiyle mücadele eden Mehmet Baransu’yu, hiç bir şeyden habersiz, çakallar öyle istiyor diye hapislere girmiş Hidayet Karaca’yı hatırlatıyor…

Sizi bilmem ama bayram bana, zalime dur deme cesaretini gösterip içeri düşen Yakup Saygılı’yı, Yurt Atayün’ü Anadolu’yu Özgür’ü çağın mağdurlarını, cesur savcıları, korkusuz hakimleri hatırlatıyor…

 Size bilmem ama bu bayram bana, adaletsizlikler son buluncaya kadar, hırsızlar hesap verinceye kadar, firavunlar helak oluncaya kadar bayram gelmeyeceğini hatırlatıyor…