Erdoğan’dan açık başkanlık mesajı: Meşveret meclisimle çalışmalar yapıyorum Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın ‘dindar anayasa’ talebinin ardından başlayan laiklik tartışmasıyla ilgili kendi bakışı için AKP’nin kuruluş programını işaret ederken, başkanlık sistemi için danışmanlarıyla çalışma yürüttüğünü söyledi.

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==>http://www.postmedya.com/gundem/erdogandan-acik-baskanlik-mesaji-mesveret-meclisimle-calismalar-yapiyorum-h127410.html

PostMedya.com

, laikliğin yeni anayasada olmaması gerektiğini savunarak,“Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım. Dini olarak bahsetmesi lazım” demişti. Erdoğan, Kahraman’ın açıklamasından kısa bir süre yaptığı konuşmada, “Meclis başkanımız kendi kanaatlerini ortaya koymuştur. Devlet tüm inanç gruplarına eşit mesafededir, laiklik budur” ifadelerinikullanmıştı. Hırvatistan ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, Kahraman’ın sözlerinin bir kez daha ‘kişisel görüşü’ olduğunu söyledi. ‘Laiklikle ilgili düşüncemizin ne olduğu belli’ Hürriyet’ten Vahap Munyar’ın aktardığına göre Erdoğan şöyle konuştu: “TBMM başkanının ağzına herhalde kimse kalkıp kilit vuracak değil. Bu insan, hayatı siyasetin içinde geçmiş biri. Ortada bir anayasa çalışması var, o da görüşünü söylemiş. Beğenirsin beğenmezsin, o ayrı mesele. ‘Peki bu konuda, Tayyip Erdoğan olarak siz ne düşünüyorsunuz?’ diye soruyorsanız, benim düşüncem AK Parti’yi kurduğum dönemden itibaren belli. Laiklikle ilgili düşüncemizin ne olduğu, kurucusu olduğum AK Parti’nin programında kayıtlı. Kaldı ki İsmail bey de AK Parti’nin mensubu olarak parlamento başkanı seçildi. Bu da onun, AK Parti programında belirtilenleri kabul ederek oraya gelmiş olduğunu gösterir.” Mısır’da 2011 yılında laiklik tanımıyla ilgili yaptığı bir konuşmayı da hatırlatan Erdoğan, “Laikliğin, devletin tüm farklı inanç grupları için bir güvence olduğunu, bütün farklı inanç gruplarına eşit mesafede durması olduğunu anlattım. Laikliği, ladinilik, din karşıtlığı gibi sunar ya da uygularsanız, elbette itirazlarla karşılaşırsınız. Oysa laiklik, devletin, tüm inançlara, ateistler dahil tüm gruplara eşit mesafede olması; tüm inanç gruplarının devletin güvencesi altında olmasıdır” dedi. ‘Bunların hepsi boş şeyler’ Kahraman’ın sözleriyle yaygara koparılarak bir yere varılacağını düşünmediğini aktaran Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklendi: “Muhalefette her olayda sadece hakaret peşinde koşanlar olduğu da malum. Başlarındaki zatın sağda solda benimle ilgili hakaretamiz konuşmaları ortada.” Erdoğan, Munyar’ın “AK Parti içinde, ‘Nüfusumuzun yüzde 99’u Müslüman, dolayısıyla anayasada laikliğe dokunmadan, İslam’a biraz daha vurgu yapalım’görüşünü savunanlar olduğu söyleniyor” sözlerini şöyle yanıtladı: “Bunların hepsi boş şeyler. Anayasa’da bu ülkedeki tüm dini grupların inançları güvence altına alınıyorsa, devletin tüm inanç gruplarına eşit mesafede olması esas alınıyorsa, özellikle İslam’a vurgu yapmaya ne diye ihtiyaç olsun? Ben bir Müslüman olarak inancımı istediğim gibi yaşayabiliyorsam mesele bitmiştir. Hıristiyan Hıristiyanlığını yaşayabiliyorsa, Musevi Museviliğini yaşayabiliyorsa, ateist ateistliğini yaşayabiliyorsa onun için de bitmiştir.” ‘Anayasacı arkadaşlarım tüm dünyayı tarıyorlar’ Yeni anayasa konusunda önemli olanın ‘ülkemize yakışanı yapmak’ olduğunu söyleyen Erdoğan, gerekiyorsa ABD’de olduğu gibi belli ana başlıklardan ve içeriği fıkralardan oluşan kısa bir anayasa yapılması gerektiğini belirtti. Erdoğan şöyle devam etti: “Bir başkanlık sistemini konuşuyorsun kıyamet kopuyor. İtirazları da biz söyledik diye! Ama önerebildikleri bir alternatif de yok. Patinaja son vermek lazım. Ülkenin, çift başlılık görüntüsünden kurtulması lazım. Halk buna hazır aslında. Benim kendi meşveret meclisimdeki danışmanlarımla bu konuda çalışmalar yapıyorum. Anayasacı arkadaşlarım tüm dünyayı tarıyorlar, araştırıyorlar. Amacımız alternatifleri de değerlendirebilmek.” Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle: Kılıçdaroğlu’nun elini sıkmaması “Birileri hem Cumhurbaşkanı’na kalkıp kalpazan diyecek, her türlü hakareti edecek, hem de gelipelinin sıkılmasını bekleyecek… Böyle bir şey olabilir mi? Ben parlamentoda değilim. Bu ülkenin cumhurbaşkanıyım. Dolayısıyla bir insan saygı duyarsa, biz de ona saygı duyarız. Bu makamdayız diye, sağ yanağımıza vuranlara hiç ses çıkarmayıp bir de sol yanağımızı çevirecek değiliz. Kusura bakmasınlar Tayyip Erdoğan böyle biri değil.” İsrail-Türkiye ilişkileri “Önemli olan, İsrail’in Türkiye ile girdiği bu süreçteki hatasını anlamış olması. Biz üç şarttan söz etmiştik. Bunun ilk adımı özürle atıldı. Diğer iki şart ise tazminat meselesi ve Gazze’ye ambargonun kalkmasıydı. Şu anda tazminatta bir yere gelindi. Gazze konusunda da ciddi mesafe alındı. Gazze’nin en önemli sıkıntısı enerji. Almanlarla birlikte bir santral kurmamızı önerdiler. Temenni ederim ki çözülür. İnşallah bu meseleler hallolduğunda farklı bir noktaya gelinecek.” Vize muafiyeti “Vizelerin kalkması konusu başbakanlığım dönemimde Ankara Palas’ta açıklanmıştı zaten. 2016 Ekim’de vizenin kalkacağı o gün söylenmişti. Koşul moşul diye de bir şey yok. Ankara’da imzalar atılmıştı. Bu yılın ekim ayında da yürürlüğe girecekti. Şimdi bunu hazirana yani dört ay önceye çekmenin bir kazanımmış gibi sunulmasını anlayamıyorum. G-20’de açık açık söyledim. ‘Ya siz Türkiye’ye lütufta mı bulunuyorsunuz? İane mi yapıyorsunuz? Proje diye tutturmuşsunuz. Katkıda bulunacaksınız bulunun, ne projesinden bahsediyorsunuz. Bu nasıl mantık?’ dedim. Bakalım, sözünü ettikleri katkının yıl sonuna kadar ne kadarını ulaştırdıklarını hep birlikte göreceğiz.” AB yardımı G-20’de açık açık söyledim. ‘Ya siz Türkiye’ye lütufta mı bulunuyorsunuz? İane mi yapıyorsunuz? Proje diye tutturmuşsunuz. Katkıda bulunacaksınız bulunun, ne projesinden bahsediyorsunuz. Bu nasıl mantık?’ dedim. Bakalım, sözünü ettikleri katkının yıl sonuna kadar ne kadarını ulaştırdıklarını hep birlikte göreceğiz. İşte şu 3 milyar euro meselesinde en büyük yükü Almanya alıyor falan deniliyor. Halbuki cüzi bir miktar hariç, henüz Türkiye’ye gelen bir şey yok. Sözünü ettikleri katkı için Türkiye’den proje isteme eğilimlerine de anlam veremiyorum. Mesela Merkel, Nizip’i gezip gördü aslında. Türkiye olarak bizim yaptıklarımız ortada. Bizden neyin projesini istiyorsunuz? Sizin proje dediklerinizi biz çoktan hayata geçirmişiz. Proje vesaire diyerek hiç kimse bizi aldatmaya kalkmasın. Birileriyle fotoğraf verebilmek için böyle şeylerin içine girmeye gerek yok. Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un Türkiye’ye yönelik eleştirileri “Seviyesizliğe ve kalitesizliğe, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak bir cevap vermek çok uygun düşmez. Ben bu tür davranışları, adeta Alman ekolünün Türkiye’ye bir operasyonu gibi görüyorum.” * Erdoğan’ın sözünü ettiği meşveret meclisi, Osmanlı Devleti’nde önemli ve ‘olağanüstü’ konuların görüşüldüğü danışma meclisi anlamına gelmektedir.

PostMedya.com