Tayyip Erdoğan’ın İsrail ile anlaşıp, Rusya’dan özür dilemesi sosyal medyanın diline düştü. Özünde Erdoğan normalleşme adına, kendi yıktığı ilişkileri, yeniden kendi onramaya çalışıyor. Baştan söyleyelim Türkiye’nin İsrail ve Rusya hatta Suriye ve Mısır ile de ilişkilerini düzeltmesi olumlu bir gelişmedir.

Ancak madem buraya gelecektik, biz bu işe neden girdik? Erdoğan ilişkileri bozduğu için ne İsrail’e ne de Rusya’ya bir şey olmadı. Olan Türk eknomisine oldu. Türkiye’nin itibarına oldu.

Sırf Erdoğan’ın saçma sapan tutumu yüzünden kolayca onarılabilecek, hatta hiç bozulmayacak ilişkiler bozuldu ve Türkiye’nin ekonomik kaybı sadece turizimden onlarca milyar dolar. Bu kayba uzun vadede Türkiye’nin itibar kaybı da eklenince orta vadede toplam kaybın 50 milyar civarında olması bekleniyor. Kim ödeyecek bu kaybı? İşte Erdoğan bu. Sırf bireysel hırsları ve kaprisleriyle olmayacak yollara girip sonra gerisin geriye dönen bir lider. Böyle bir liderin yönettiği ülkede elbette kayıpları halk ödeyecek. Ödemeye başladı da. Turizimciler batıyor örneğin.

Sosyal medyada Erdoğan’a gösterilen tepki Rusya ve İsrail ile ilişkilerini neden düzeltiyorsun tepkisi değil. Zaten aklı başında kimse İsrail ve Rusya ile ilişkilerin bozulmasını istemezdi. İslamcılar İsrail ile ilişkilerin iyi olmasını iztemezdi ancak Erdoğan İslamcılara operasyon yapıp omurgalarını aldıktan sonra onlar da Erdoğan’ın yaptıklarına itiraz edemez. Yarın Erdoğan kipa giyse İslamcıların büyük çoğunluğu kipa giyer. Hatta Erdoğan din değiştirse dinini değiştirecek İslamcı var bu ülkede.

Peki bu anlaşma kime ne getirir?

Anlaşmanın Türkiye’ye kısa vadede hemen dönüşü olmaz. Ancak orta vadede, diğer şartlara bağlı olarak görece bir ekonomik katkısı olacaktır. Anlaşmanın asıl sonucu Suriye’de Türkiye’nin desteği ile savaşan El Nusra ve Ahrar gibi örgütlere olacaktır. Göreceksiniz Erdoğan El Nusra’yı da Ahrar-ı Şam’ı da bir çırpıda satacaktır.

Hatta Esad ile anlaşma yollarını aradığı artık konuşuluyor. Bu yönüyle Erdoğan’ın en büyük zararı İhvancılara olacak. Mısır’da dolaylı olarak İhvan’ı hapislere tıktıran Erdoğan’dı. İhvan seçimere girmeme kararı alınca Erdoğan ve Türkiye tarafından seçimlere girin diye ikna edilmişti. Üstelik darbe tehlikesi belirdiğinde Türkiye Mursi’ye direnin arkanızdayız demişti. Böylece baştan sona İhvan’ı Mısır’da değirmen taşının altına itip un ufak edilmesi Erdoğan’ın sayesinde mümkün oldu.

Suriye’de ise 1982 Hama katliamından sonra çok gizli örgütlenen İhvan için özellikle 2009 yılından sonra hayat görece kolaylaşmıştı. Erdoğan onları isyana teşvik ederek, köklerini kuruttu. Şimdi dönüp Esad ile de barışırsa, ki barışması çok büyük bir olasılık, o zaman dünyada “İhvan” sorununu bitiren adam olarak İsrail’in büyük devlet nişanını almaya hak kazanacaktır.

Türkiye açısından durum biraz daha karmaşık. Normal şartlar altında Rusya ile ilişkilerin iyi olması her ülkenin lehine. Ancak batıda yalnızlaşan Erdoğan, Rusya ile ilişkileri düzeltip, dümeni Putin’den yana kırarsa Türkiye için iyi bir gelişme olmaz bu.

Görüldüğü gibi Erdoğan’ın verdiği kararlar Türkiye’nin sadece ekonomik çıkarlarını değil güvenlik çıkarlarını da yakından etkiliyor. Türkiye’yi belirsizlikten belirsizliğe sürükleyen bir liderin olması batılılar açısından da riskli bir durum yaratıyor. Artık Erdoğan sadece Türkiye için değil batılılar için de bir güvenlik riskidir.

Putin ile anlaşması bu riskin ne kadar büyüyüp büyümeyeceğini de gösterecek.