Fethullah Gülen Hocaefendi, 16 mart 2016 tarihinde yayınlanan sohbetinde, bu gün doğuda kangrene çevrilmeye çalışılan Kürt Meselesi konusunda, 10 yıl önce devlet erkanına yolladığı bazı tavsiyeleri açıkladı.
Hocaefendi, bu teklif ve önerilerini Ekrem Dumanlı vasıtasıyla yolladığını ve bu tekliflerine karşı, devletin o zamanlar başında olanların, ellerinin tersiyle iterek, ilk okul mezunu bir cami hocasının aklına ihtiyacımız yok denildiğini de açıkladı.
Peki Hocaefendi’nin bir reçete olarak teklif ettiği konular neden önemli ve bu tekliflere karşı hükümet neler yaptı.
İsterseniz beraber bu tekliflere tek tek bakalım.
1- Adem-i merkeziyet anlayışının yanlış olacağı ve bunun beraberinde çok sayıda sorunuda getireceğini dile getirmiş Hocaefendi.
Buna karşı, bölgenin merkezden asla koparılmaması, fakat oraların, tam bir cazibe merkezi haline getirilmesini tavsiye etmiş.
Bununda, doğunun kalkındırılması ve önemli bir medeniyet merkezi konumunu yeniden kazandırılması,ile olabileceğini ifade etmiş.
Bu konuda, AKP hükümetlerinin güzel çalışmaları olduğunu biliyorum.
Özellikle doğudaki yolların yapılması ve eskiye nazaran daha fazla yatırım yapıldığınıda biliyoruz.
Bu tavsiyenin AKP tarafından yapılmaya çalışıldığını görüyoruz.
Zaten işi bu olan hükümetin, bunları yapmasının sonucunda, doğuda oylarını her seferinde arttırdığını ve hala doğuda, HDP ile birlikte oy alabilen parti olmasından da anlayabiliriz.
Fakat AKP, adem-i merkeziyet anlayışını benimsedeğini ve bunu uygulamaya, yerel yönetimler yasasında yaptığı değişiklikler ile göstermiştir.
Zaten çıkan Oslo kayıtlarında da bu konunun PKK tarafından talep edildiği ve hükümetinde bunun üzerine bu değişikliği yaptığınıda biliyoruz.
Ayrıca Oslo kayıtlarında yine ortaya çıktı ki, başkanlık konusunda kürtlerin destek vermesi karşılığında özerklik anlaşmasınada varmışlar.
Hatırlayın, AKP yerel yönetimler yasasını çıkarırken savunduğu argüman, valilerin ve büyükşehir belediyelerinin, en uzak köy ve mahallelerede hizmet götüreceği ve bununla daha kaliteli hizmetin vatandaşa ulaşacağıydı.
Bununla bu değişikliği yapan hükümetin, bundaki asıl amacının, aslında adem-i merkeziyetçi bir anlayışı yavaş yavaş kurma ve bununla özerklik sürecine girmek olduğunu, yaşadıklarımızla öğrenmiş olduk.
2-Hocaefendi, doğuda en önemli mesele olarak bölge insanının eğitim seviyesinin ykseltilmesi gerektiğini söylemiş ve bununda ancak maaşa, rahata takmayacak, fedakar öğretmen ve eğitim kadrosu ile olabileceğini dile getirmiş.
Evet bu konuda doğuda yaşayan bir kürt olarak, bu konunun doğunun en önemli meselesi olduğunu söyleyebilirim.
Zira, doğuda öğretmenliği bir sürgün ve angarya olarak gören öğretmenler, asla bölge insanına ve çocuklarına bir şey veremez.
Düşünün ki, mecburi şark hizmeti denilen bir sistem olan ülkede, insanların doğuya gitmesi sağlansın diye mecburi hizmet olarak konulmuş memuriyete.
Mecburi ve istemeden geldiği bir yerde öğretmenlik yapan hiç bir öğretmen başarılı olamaz ve öğrencilerine bir şey veremez.
Zira öğretmenlik, gönüllülük ve fedakarlık işidir.
Eğer siz bu işi mecburen ve bir yük olarak görürseniz ve hemen oralardan kaçma ve kurtulma planları yaparak yapıyorsanız, siz bu işi yapamaz, sadece yapıyor görülürsünüz.
Öğretmenlik başka mesleklere benzemez.
Fedakarlık ve samimiyet gerektirir. Zira insanların kalplerine ve kafalarına girmedir işiniz. Buda ancak samimiyetle ve gönüllü yapılan eylem ve söylemlerle gerçekleşebilir.
İşte bu konuda, bir insanın nasıl hayatının değişebileceğini bizzat kendi hayatımdan biliyorum.
Varoşlarda yaşayan bir kürt çocuğu olarak, eğer hizmet hareketindeki abilerim ve bir şeyler öğretme adına samimiyetle çalışan öğretmenlerim olmasaydı bu günlere gelemezdim.
Bu mesele üzerinde ne kadar konuşulsa az olacak bir mevzudur.
PKK’nın cemaate ve okullarına neden düşman olduğu ve istemediğinide burdan anlayabilirsiniz.
Zira eğer bölgede yaşayan çocuklar, fedakar öğretmenler ve okullarla buluşmazsa, dağa daha rahat çıkıyor ve PKK’nın militanı oluyordu.
Dağa çıkışları engelleyen asla devlet olmamıştır geçen yıllarda, bunu engelleyen ve dağa çıkışları azaltan, cemaatin doğudaki eğitim faliyetleri ve bununla insanların bilinçlenmesidir.
Zira cemaatin müesselerinde sadece çocuklar değil, aynı zamanda çocukların aileleri, anne ve babalarıda bilinçlendiriliyordu.
İşte bunu gören PKK, Oslo’da dershanelerin kapatılmasını bir şart olarak AKP’ye söylemiştir.
İşte bunu gören PKK, yatılı bölge okullarının kapatılmasını AKP’den istemiştir.
İşte bunu gören PKK, cemaat okullarına yaptığı saldırılar esnasında bir müdahaleye uğramamış ve cemaat müesseseleri adeta PKK’ya açık hedef haline getirilmiştir.
3-Hocaefendi, doğuda Kürtçenin seçmeli ders olmasını ve Kürtçe radyoların ve televizyonların olması gerektiğini tavsiye etmiş.
Bu konuda AKP’nin kürtçe kanal olan TRT 6 açması çok olumlu bir adımdı.
Özellikle rahmetli ninemin bana, ilk izlediğinde dediği, “40 yıldır ilk defa televizyonu anlayarak izliyorum” demesini hiç unutamam.
Bu konuda AKP güzel bir iş yapmıştır.
Fakat ben kürtçenin sade seçmeli olarak değil, anadilde eğitiminde verilmesi gerektiğini savunuyorum.
Hocaefendi bundan 10 sene önce, bunun belkide ilk adımı olan kürtçenin seçmeli ders olarak okutulmasının gerekliliğini tavsiye etmesi, o günün şartlarında çok büyük bir adım olacaktı.
Ama bunu AKP, ancak birkaç yıl önce atmış ve bunda da ayak sürümüştür.
Kürtçe radyo ve televizyon açılmasının önünün açılması güzel ve olumlu bir adımdır. Ve AKP ile atılmıştır.
Gelin görünki, ilk özel kürtçe televizyonu açan cemaat, kürt düşmanı ve barış düşmanı ilan edilmiştir AKP tarafından.
Dünya Tv’nin varlığından PKK’nın ne derece rahatsız olduğunuda çok yakinen biliyorum.
4-Bölgede görev alacak olan sağlık çalışanlarının hem bölge halkının fiziki dertlerine şifa bulacak, hemde onların gönüllerine girecek ve onların dertleriyle dertlenen insanlar haline getirilmesi.
Yani doğuda sadece fazla maaş vererek değil, orda görev yapacak insanların bu işi adeta kutsal bir vazife ve sorumluluk olarak görmesi ve bu şekilde halkın gönüllerine girilmesi gerekiyor.
Bu konu o kadar önemlidir ki, bölge halkı kendisine yapılan en ufak bir iyiliği asla unutmaz.
Hele ki, kendisini tedavi eden, hasta çocuğu ile ilgilenen biri ise bu kişi.
İşte böyle doktorlar vasıtasıyla halk, devletin kendi yanlarında olduğunu ve kendilerinin dışlanmış olmadığını hissedecek ve PKK’nın kara propongandası işleyemeyecekti.
5- Doğuda vazife ayapacak asker ve polisin dikkatli seçilmesi ve bu seçilen kişilerin halkla içli dışlı olabilecek, halkın duygularını anlayabilecek kişiler olması.
Bu şekilde, yıllardır halka bilinçli şekilde acılar yaşatmış, halkı askerden ve devletten uzaklaştırmış, devleti düşman gibi göstermeye çalışmış insanların, toplumda meydana getirdiği travmanın giderilmesi.
Bu konunun ne kadar önemli olduğu ve PKK’yı ne kadar rahatsız ettiğini, Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okan cinayetinden anlayabiliriz.
Zira Gaffar Okan, halkın içinde olan ve halktan biriydi.
Ve PKK’nın ve derinlerin asla sevmeyeceği bir devlet memuruydu. Bu nedenle profosyonel bir suikast sonucunda şehit edildi.
Asker ve polis imajının doğuda düzeltilmesi adına çaba gösteren ve hassas olan tüm polisler AKP’nin Oslo’da verdiği sözler sonucunda sürüldü, ve KCK operasyonlarını yapan polisler cezaevelerine atıldılar.
AKP şu sıralar, 80’li yıllardaki Diyarbakır cezaeveindeki asker ve devlet modunda ve bu modun sonucunda, hendekler kapansa bile, bölge halkının gönül köprüleri yıkılıyor ve PKK’nın kucağına itiliyor.
6- Bölgede vazife alan din adamı, vali ve kaymakam gibi halkın gözü önünde olan devlet görevlilerinin bölge insanının konuştuğu kürtçeyi bilmeleri.
Zira bu şekilde olan bir vali, kaymakam ve devlet görevlileri, halkla daha rahat iletişime geçer ve daha rahat gönüllere girerler.
Zira gönüller arasına en kestirme köprü dil köprüsüdür.
Kendi dilini konuşan, tercüme edilmeden kendisini dinleyen insanları, bölge halkı, kendine daha yakın hissedecektir ve daha fazla güven ortamı olacaktır.
Fakat yaşananlar bizlere şunları gösterdi.
AKP bu tavsiyeleri dinlemedi ve PKK’yı kendisine muhatap aldı.
Yani, AKP başkanlık adına PKK gibi eli kanlı teröristleri ve liderini baş tacı etti, kürtleri PKK’nın insayitifine bıraktı.
Bir vatan ve millet sevdalasının sözlerini kale almadı, bebek katilinin sözlerine itibar edip kürtlere zulmün önünü açtı.
Ülkeye birlik değil, ülkeyi bölme adına politikalar güttü.
Ve sonuç ortada..