İran’da Rafsancani Dönemi’nde başlayan Liberal politikalar Ahmedi Nejat Dönemi’nde tekrar eski şahin haline geri dönmüştü. Fakat Ahmedi Nejat popülizmi, ülkeyi hem içeride hem de dışarıda zor durumda bıraktı. İran’a uygulanan ambargolar Ayetullahların iktidarının halk tarafından sorgulanmasına neden olunca tekrar detant/yumuşama dönemine geçildi. Takiyye olup olmadığı gelişen süreçte test edilecek olsa bile Ruhani dönemini bir çeşit zorunlu Şii Liberalizmi olarak değerlendirmek mümkün.
Genelde Batıyı özelde ise ABD’yi İran’a yaklaştıran temel unsur ise Rusya’nın enerji politikalarından duydukları rahatsızlık. Amerikan basınında çıkan savaş yorumları bu açıdan değerlendirilebilir. İran gerek enerji kaynakları ve gerekse de Doğu-Batı arasında enerji koridoru oluşturabilme özelliği açısından şimdilik Batılılara cazip geliyor. IŞİD ile olan mücadele azmi ise diğer bir etken. Bu konumu onun da işine geldiği için ortaya nükleer antlaşma çıktı. Hatta şimdilerde neredeyse İsrail ile birbirlerine çiçek yollayacaklar.
Ama böyle olduğu için Ayetullah rejiminin Batı ile dost olacağı gibi bir değerlendirme çok da sağlıklı bir yaklaşım olmaz. Rusya ile olan ilişkileri kesintisiz devam ediyor. Hatta 2016 yılı içerisinde Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üyeliği gündeme gelmeye başladı.
İran’ın bu yeni durumunda Türkiye’nin güney sınırları itibariyle Ortadoğu ve İslam dünyasından aslında enerji koridorundan by-pas edilmesi gerekiyor. Bu tasfiye için üç Kürt bölgesi önemli; Kuzey Irak, Kuzey Suriye ve Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu bölgesi. Hat tamamlanırsa Türkiye’nin söz konusu bölgeler ile irtibatı kesilecek ve İran bölgenin yeni abisi olacak. Gelişmelerin Esad’ın da hoşuna gideceği kesin.
IŞİD’in katkılarıyla Suriye PYD’si ve Kuzey Irak da sorun olmadığına göre pazzel’ın üçüncü parçası Güneydoğu Anadolu Bölgesi.
Oslo Görüşmeleri bu noktada karanlığını koruyor.
Fakat siyaset mühendisliği sosyolojinin merkez kaç kuvvetleri karşısında her zaman başarılı sonuçlar elde edemiyor. 7 Haziran seçimleri tasarımcıların elinden büyük bir kozu alarak kurgulanmış paradigmayı altüst etti gibi. Milliyetçi Hareket Partisi’nin AKP ile koalisyona kapısını kapamış olması da bu hareketin sözcüsü olduğu devletin bir kanadının, durumun farkında olduğunun göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Resimden dışarı yansıyan en önemli sonuç ise şu;
Kandil’in şahinleri ile HDP’li bir grup arasında Kürt koridoru meselesinde hatırı sayılır anlaşmazlıklar var.