Başbakan Davutoğlu’nun sık sık ‘yolsuzluk uyarısı’ yapması dikkatlerden kaçmıyor. Kapalı kapılar arkasında daha açık konuşuyor.

Bir ara “Hırsızlık yapanın kolunu keserim.” dedi. “Evini arabasını değiştireni partiye sokmam.” dedi. Belli ki AKP’de sorun var. Belli ki Davutoğlu bu durumdan rahatsız. Belli ki AK Parti’nin kirlendiğinin ve AKP’ye dönüştüğünün o da farkında. Beyaz kiri daha çok belli eder.

Parti yöneticilerini, milletvekillerini, belediye başkanlarını ikaz etmesinin başka anlamı olamaz. Söyledikleri ‘laf olsun’ diye değil. Yaraya parmak basmak için. Takdir edilmesi gereken bir ‘duyarlılık’ bu. Henüz söz seviyesinde de olsa eylem planına dönüşmemiş de olsa kıymetli ve değerli.

AK Parti ‘yolsuzlukla mücadele’ diye yola çıktı ama maalesef o kulvarda yürüyemedi. Zaman içinde kire bulandı. Yozlaştı. Bozuldu. Sırtında 17 Aralık kamburu var. Bizzat kendi adamları “Dört bakan rüşvet aldı.” dedi.

AKP’nin içindeki makul ve sessiz çoğunluk vicdanlarını eyleme yansıtamadı. Bakanları Meclis’te aklaması, paklaması AKP’nin alnında kara bir leke olarak duracak. Bir tavır olarak Davutoğlu’nun oylamaya katılmadığını hatırlatmak isterim.

AKP’yi rehin alan bir başka damar var ki elinden gelse ‘yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlık’ kelimelerini lügatten çıkaracak. Öylesine tepkili, öfkeli. Bu sözcüklerin anlamlarını değiştirdi zaten. Bugün korkudan, kaygıdan kalemler, diller sessiz. Fakat pek uzak olmayan yarınlarda AKP’nin ‘yolsuzluk ekonomisiyle’ ilişkisi üzerine cumhuriyet tarihinde eşi görülmemiş düzeyde çok zengin dokümanlar ortaya çıkacak.

Paralel veya başka nedenlerle bürokrasiye dönük operasyonların altında yatan önemli nedenlerden biri de bu. Özellikle AKP’nin Emniyet ve yargıda kadrolaşması bu korkunun sonucu. En pespaye yalanlarla sürdürülen algı ve kara propagandalar şüpheniz olmasın ki bir şeyleri örtmek için.

Bu şartlar altında Davutoğlu’nun bıkmadan, usanmadan ‘yolsuzluk’ uyarısı yapması kayda değer değil mi? Dün Hürriyet’tin manşetindeydi, 15 AKP’li belediye başkanı incelemeye alınmış. Aralarında büyükşehirler de var mı acaba? Asıl büyük ve organize işler büyük yerlerde. Öyle sır falan da değil. Sokaktaki insana kadar dönen dolapları, çevrilen fırıldakları herkes biliyor.

Yeter ki adam gibi incelensin, yığınla malzeme gelir AKP Genel Merkezi’ne. Parsel parsel, kamyon kamyon dosya akar. Davutoğlu partililere konuşurken lafını esirgememiş, “Eşini, işini ve evini değiştirenlerden şüphe ederim.” demiş. Tam isabet. 12’den vurmak buna denir. Sadece belediye başkanları değil 10 da il başkanı inceleme altındaymış. Yalnızca 10 mu? Şimdilik öyle. İleride bu rakamın daha da yükselmesi olası.

Tabii bu yolda yürünebilirse. Davutoğlu’nun işi kolay değil. Büyük engellerle karşılaşacak. Önüne duvarlar örülecek. Belki koltuğu riske girecek. Çünkü karşısında en az kendisi kadar güçlü bir yapı var. Ama mücadele etmeye değer.  Türkiye çok kirlendi çünkü. Öyle bir iki çitilemekle falan temizlenmez.

Önce evin içine bakması doğru politika. Fakat Davutoğlu sadece ‘genel başkan’ değil aynı zamanda ‘başbakan’. Açıyı daha geniş tutmalı. Yargı bugün en alt düzeydeki bir AKP’li hakkındaki bir iddiayı bile inceleyecek veya soruşturacak durumda değil. Yolsuzluk, hırsızlık yargının da konusu. Emniyet hakeza. Devleti devlet yapan kurumların eli kolu bağlı. Hiç kuşkunuz olmasın yolsuzluk ekonomisi bugün milli güvenlik sorunu. MGK’nın da meselesi.

Başbakan sıfatıyla bir bakıverse ‘havuz medyası’ diye bir kirli yapı oluştu. Bir devlet kuruluşu olan AA ve TRT kaynıyor. İddialar, dedikodular ayyuka çıkmış durumda. Davutoğlu da bir kulak verse. Ama kırılan kol yen içinde kalmasın. Sonra kangren olur.

Davutoğlu’nun yolsuzluk uyarıları yetmez ama evet… Sözle de olsa kıymetli. Belki eyleme de sıra gelir.