Referandumdan Hayır çıkarsa, Erdoğan ve çevresinin iç savaş çıkaracağından büyük endişe duyuyorum. Bunun en büyük nedeni Erdoğan’ın çeveresini saran Batı karşıtı komplo kafalı insanlar. Onlar Erdoğan’ı Gezi olaylarından sonra Batı’nın kendisini devireceğine inandırdılar. Erdoğan bir komplo balonu içinde yaşayan yalnız biri artık. Siyaset bilimi disiplini içinde bu tip durumları anlatan yüzlerce akademik çalışma var.
Tüm bu çalışmaların bize gösterdiği bir nokta var: Erdoğan o çevrenin içinde, bu kafa yapısıyla, Referandumdan olası bir HAYIR sonucu alırsa, koltuğunu korumak için, sokakları yakmak dahil her şeyi dener. Bunu en net 7 Haziran seçimlerinde gördük.
Erdoğan, referandumdan çıkacak bir EVET’in kendini kurtaracağını, onu ölünceye kadar başkan yapacağını sanıyor. Bu konuda siyaset bilimi literatürü net. Eğer sandıktan EVET çıkar ve Erdoğan tek adam diktatörlüğünü garantiye alırsa, gerçekten de ölünceye kadar başkan olur. Siyaset bilimi der ki “tek adam rejimleri, etrafı psikopat ve komplo teorisyenleriyle dolu, sen her şeyi bilirsin, senden iyi bilen yok, diye yağcıların arasında bir rejim kurarlar. Bunların tek hedefi vardır; iktidarda kalmak. İktidardan düştüklerinde kendileriyle birlikte çevrelerinin de cezalandırılacağına indandıklarından, önlerinde üç tercih vardır; iktidar, sürgün, veya mezar. Bu nedenle iktidarda kalmak için her şeyi yaparlar.”
Referandumdan Hayır çıkarsa ve Erdoğan akıllı davrananıp sonucu demokratik olgunlukla karşılarsa, bu hem kendisinin, hem ailesinin, hem de ülkenin yararına olur. Ancak Erdoğan ve çevresinin böyle bir basireti göstereceğini hiç sanmıyorum. Ama ülkeyi kaostan kurtarmak için muhalefet Erdoğan ve çevresine barışçı bir çıkış yolu göstermeli.
Eğer referandumdan Evet çıkarsa Erdoğan, tüm tek adam rejimlerinin girdiği o dönülmez yola, o çıkmaz sokağa girmiş olacak. Bundan sonra kendisini ölene kadar iktidarda kalmak zorunda hissedecek. Bu rejimlerde sürgüne gidebilen diktatörler şanslı diktatörlerdir. Tunus diktatörü Bin Ali şanlıydı örneğin ama Kaddafi ve Saddam o kadar şanslı olamadı.
Aslında kıyaslama için başka ülkelere bakmaya gerek yok. Kendi tarihimizde de bunun örnekleri var. Atatürkün kurduğu tek adam rejimi, onun eceliyle ölmesiyle daha yumşak bir tek parti rejimine evrildi. Sihaset bilimi literatürü tek parti rejimlerinden demokrasiye geçişin daha sancısız olduğuna işaret eder. Bu “sancısız” geçiş 1950’lierde Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle eski rejimin destekçilerine baskıya dönüşmüştü. Eski rejime destek veren bir çok aydın hapislerde çürüdü, bir çoğu ülkeyi terk etti. Gazeteler kapatıldı, Menderes döneminin sonlarına doğru artık CHP diktatörlüğünün yerini Demokrat Parti diktatörlüğü almaya başlamıştı. O baskılar 1960 darbesini getirdi ve o darbede Başbakan asıldı.
Eğer Erdoğan Atatürk kadar şanslı ise eceliyle ölür ve ülke belki tek adam rejiminden tek parti rejimine doğru evrilir. Ancak AKP ile Atatürkün kurduğu CHP’nin arasında dağlar kadar fark var. Üstelik Erdoğan’ın arkasında ne İsmet İnönü gibi karizmatik ve doğal bir lider var ne de AKP kadroları arsaında CHP kadroları gibi yeni bir devlet kuracak kadar tecrübeli devlet adamları. Bu nedenle Erdoğan eceliyle bile ölse AKP tuz buz olur. Oradan sadece kaos çıkar. Bir not olarak belirtmeliyim. Bu öngörüler Referandumdan Evet çıktıktan onbeş yirmi yıl sonraki Türkiye için geçerli.
Eğer referandumdan Evet çıkarsa, bu doğrudan Erdoğan’a güvenlik ve rahatlama getirmeyecek. Erdoğan’ın atması gereken yeni adımlar olacak. İlk adım olarak eski rejimin adamlarını temizlemesi gerekiyor örneğin. Çünkü tek adam rejimleri tüm “güvenlik açıkları” kapatılmadan kendilerini güvende hisstemezler.
Bu nedenle Ulusalcılar muhtemelen Ergenekon soruşturmaları gibi yeni soruşturmalarla temizlenecekler. Doğan medyası gibi medya kuruluşlarının “güvenilmez” ellerden alınması gerekecek. Batı ile irtibatı olduğu düşünülen Aleviler gibi toplumsal gruplar sıkı baskı altında tutulacaktır. Orduda bir takım temizlikler yapılacaktır. Bunlar tek adam rejimlerini kurmak için olmazsa olmaz adımlar. Bu adımlar öyle zamana yayılarak atılamaz. Artık rejim değiştiğine göre rejim bir an önce kendini güvende hisstemek isteyecektir. Bu nedenle referandumdan soraki beş yıl eski rejimin kalıntılarını temizleme dönemi olacaktır.
Bu yolun sonunda bir an gelecek ve bu baraj patlayacak. O baraj patladığında Erdoğan ve ailesi şanslı ise onları Bin Ali’nin sonu bekliyor olacak. Değilse Mubarek, Kaddafi veya Saddam’ın sonu. Bu benim öngörüm veya beklentim değil. Dündyada otoriterleşme literatürü bu analojiyi yapmamızı zorunlu kılıyor.
Eğer taraftarlarının iddia ettiği gibi Erdoğan gerçekten Allahın sevdiği kulu ve onun için bu kadar şanslıysa, referandumdan HAYIR çıkar. Bu durumda hiç bir şey kaybetmez zaten fili başkan.
Aslında Türkiye ve Erdoğan için en hayırlısı bu referandumun yapılmaması. Referandum yapılırsa sonucun Hayır çıkması. Bu durumda bile sonucun hayırlı olabilmesi için Erdoğan ve çeveresinin sonucu demokratik olgunlukla karşılaması gerekiyor. Eğer referandumdan Evet çıkarsa kısa vadede Erdoğan kazanır orta ve uzun vadede o ailesi ve ülke hep beraber kaybeder.
Kişisel kanaatim şu: HAYIR çıkmayacağını düşünüyorum. Çünkü referandumun sonuçlarını sandıklar değil bilgisayarlar belirleyecek. Anadolu Ajansı’nın sonucuna güvenmekten başka çaresi olmayan bir ülkeden söz ediyoruz sonuçta. Tek umudum EVET çıkar ve tek adam rejimi kurumsallaşmadan (ki bu süreç on veya 20 yıl alır) bu süreçte Erdoğan eceliyle ölür veya sağlık nedenleriyle kenara çekilirse o zaman belki geri dönüş kansız olur. Erdoğan ve çeversinin HAYIR sonucunu olgunlukla karşılamayacaklarını bildiğim için kısa vadede çıkacak bir kaos ve iç savaştansa EVET deyip kosu ertelemenin en akılcı tercih olduğunu düşünüyorum. Olası bir iç savaşı ERTELEYİP zaman kazanmak için EVET demekten başka çaremisin olmadını düşünüyorum…