Avrupa ülkelerinin en mühim ajanda konularından bir tanesi kuşkusuz Avrupalı gençlerin radikal akımlara kapılarak, Suriye’ye gidip IŞİD terör örgütüne katılmaları. Avrupa ne kadar çok gayret sarfetse de bunun önünü bir türlü alamıyor.

Avrupa’dan IŞİD’e katılanların sayısı resmi rakamlara göre 6000 civarında olduğu açıklansa da gerçekte bu rakamın çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.

Avrupa’da devlet yetkilileri, Suriye’ye gidip teröristlerle beraber savaşan ve ardından tekrar Avrupa’ya dönen “Suriye savaşçılarının” oluşturduğu risk konusunda uyarılarda bulunup, önlem almaya çalışıyor.

Suriye’de silah ve bomba eğitimi aldıktan sonra tekrar Avrupa’ya dönen cihadcılar Avrupa ülkelerinin istihbaratı tarafından adım adım takip ediliyor. İstihbarat birimleri tarafından her an patlamaya hazır, pimi çekilmiş bomba gibi görülen bu cihadcılara, olası terör eylemi önleme amacı ile zaman zaman operasyon yapılıyor.

Mayıs ayında Brüksel’de bir müzede terör saldırısı düzenleyip insanları katleden teröristin Suriye’den dönen IŞİD militanı olduğu biliniyor.
Paris saldırılarında bulunanların da IŞİD ile bağlantılı oldukları ortaya çıktı.

Avrupa’dan ve dünyadan IŞİD’e katılan bu radikal unsurların çoğu Suriye’ye, Türkiye sınırlarından geçiş yapıyor. Düne kadar IŞİD’i sadece “saygı duyulan” ve “öfkeli gençler grubu”dan ibaret gören Türk devlet yetkilileri bu geçişlere sessiz kalıyor ve göz yumuyor.

Paris saldırılarının ardından Fransa polisi tarafından en çok aranan kadın terörist ilan edilen Hayat Boumeddiene’nin saldırıların ardından uçak ile İstanbul’a kaçıp, otelde birkaç gün konakladıktan sonra bir taksi ile Suriye sınırına kadar gitti. Buradan da Suriye’ye girip IŞİD saflarına katılarak izini kaybettirdi.

Avrupa’dan Suriye giden cihadcıların önünü kesmek için Türkiye ile oturup karşılıklı anlaşma yapılsa da Avrupa, Türk yetkililerinin gereğini yapmamasından şikayetçi.

Türkiye’yi bu konuda defaatle suçlayan açıklamalarda bulunan Avrupa’ya, başbakan Davutoğlu’nun cevabı ise: “Türkiye’nin suçu Suriye’ye sınır olmak mı?” oldu…
Geçtiğimiz ay Tunus’da yaşanan katliam gibi, IŞİD Avrupalılar’ın canını yakmaya devam ediyor.
Oysa, “stratejik derinlik”lerin adamı Davutoğlu, IŞİD belasının terör eylemlerinin sadece Avrupa’da ve Avrupa vatandaşları ile sınırlı kalmayacağını ön görmüş olması gerekirdi.
Nitekim öyle de oldu. Dün Suruç’daki bombalı terör eyleminin arkasında (Diyarbakır’daki bombalı saldırıda olduğu gibi) IŞİD parmağı olduğu konuşulmakta.

Suruç’ta yaşanan süpriz degil, olması muhtemel, beklenen bir gelişmeydi maalesef…

İstihbarat birimleri kendi vatandaşını, gazetecileri, yazarları, işadamlarını takip edip, fişleme yapmakla meşgul olacağına, besleme terörün ve teröristin peşinde ve tepesinde olsaydı Türkiye daha emniyetli bir ülke olurdu.

Teröre kurban giden gencecik fidanlara Allah’tan rahmet, acılı ailelerine sabır, yaralılara da acil şifalar diliyorum.
Türkiye’nin başı sağ olsun.