Hayat.

Nedir hayat.

Bu soruyu bir muhabbet ortamında sormuş ve şu cevabı vermişti bir arkadaş.

Hayat beklentileri beklerken geçen zaman dilimi.

Kendi fikrimiydi yoksa bir yerlerden mi okudu veya duydu bilemiyorum ama bana ilginç gelmişti bu tanım.

Gerçekten hayat beklentileri beklerken geçen zaman dilimi mi.?

Gerçekten hayat beklentilerin beklendiği zaman mıdır sadece ?

Kanaatimce hayat denilen şey her neyse bu kadar tek bir unsura indirgenemeyecek kadar önemli bir zaman dilimi.

Ama yinede bu tanımın büyük ölçüde doğruluk payı var.

Zira hayatımız hep birşeyleri beklemekle geçiyor.

Büyüyecem…okul bitecek…iş bulacam…evlenecem….çocuğum olacak…zengin olacam….

Hep bir şeylerin gelmesini bekleyerek harcadığımız bu hayatın en kıymetli zaman dilimi ne zamandır. Bu soruya en güzel cevabı Tostoy’un İnsan ne ile yaşar kitabında Efendi ve Uşak hikayesinde en kıymetli an ne zamandır sorusuna “yaşadığın zamandır” cevabında bulmuştum.

Evet insan gelecekten beklentiler geçmişten elemler alırken yaşadığı anın kıymetini bilmeyen, elinde olan şekerini yemeyip önünde giden çocuğun elinde olan şeker için elem çeken çocuk gibi çoğu zaman.

Bugün ülke de yaşayan bizlerin çok büyük bir kısmı ne yazık ki bu çocukluğun değişik varyasyonları yaşar haldeyiz. Ülke çok meş’um bir süreçten geçiyor. Ve herkes bir mengenede değerlerinin ve inançlarının bedelini ödüyor baskı vezülümlerle sıkıştırılarak.

Ve bizler bu süreçte hep bir şeylerin ve güzel günlerin beklentisiyel beklentiler kuşağında yaşıyoruz.

Yaşıyoruz ama bugün içinde bulunduğumuz anın kıymetini bilmeden harcıyoruz sermayeyi.

Hayat an da kazanılıyor veya an da kaybediliyor.

Bir sel üzerinize doğru geliyor ve siz gelen bu sele karşı konumunuzu anlık kararlarla vermeniz gerekiyor.

Bazen karşınıza koca makamlar geliyor..evet derseniz sizin oluyor o koca makamlar. Hayır derseniz sürgün ediliyorsunuz.

Bazen karşınıza yüklü paralar geliyor…evet derseniz sizin oluyor o paralar , ihaleler. Hayır derseniz maliyeden müfettişler yada sahur vaktinde polisler evinize geliyor.

Bazen karşınıza özgürlüğünüz geliyor…evet derseniz özgürsünüz.

O özgürlük ki yaşlı ananızı ziyaret edebileceksiniz.

O özgürlük ki sevdiklerinizle bayram edebileceksiniz.

Ama hayır derseniz.

Baskılar

Tecritler

Tek kişilik hücreler

Kaşıksız yemekler

Tuvalet kağıtları üzerinde kılınan namazlar

Susuz alınan haplar

Mahkumiyetinizin üzerine zalimce yeni mahkumiyetler anlamına geliyor.

2 isim

Farklı dünyaların

Farklı zamanların

Farklı anlayışların insanı 2 isim.

Biri Mehmet Baransu.

Yaptığı haberlerle iktidarken muktedir olamayan bugünün zalim zihniyetinin muktedirliğinin en büyük destekçisi olmuşken, bugün zalimleşen iktidarın karşısında dik durmuş boyun eğmemiş .

Askeri vesayeti bitiren yolun korkusuz yolcusu.

Gazeteciliğin ve kalemin namusunu paraya makama satmamış kahraman.

Zalime karşı dik durmanın,

Gazeteci olup doğruları yazmanın bedelini ödüyor hapishanede.

Diğeri Muhammed Mursi

Düzenin hakim gücüne

Ülkenin tek hakimine boyun eğmeyip

Hak bildiği şey için bedel ödemeyi kabul etmiş.

Demokrasi demiş askeri vesayete karşı durmuş.

Halkın desteğiyle işbaşı yapmış halka hizmeti şiar edinmiş.

Askeri darbe sonunda yine boyun eğmemiş

Askeri vesayete eyvallah etmemiş aman dilememiş.

Ve bunun bedelini Cumhurbaşkanlığından hapishaneye, hapishaneden darğacına kadar ödemeye hazır dimdik bir duruş sahibi.

Biri mesleğinin yapan bir gazeteci.

Biri dünün Mısır’ın da  ilk seçilen Cumhurbaşkanı bugünün idam hükümlüsü.

Biri sivil darbenin zalim zihniyetine karşı dik duran Mehmet.

Biri askeri darbe ile Gelen zihniyetin mağduru bir Muhammed.

Ama bugün ortak olan noktaları.

Zalime ve zülme boyun eğmeyip dik duruşlarının bedelini ödemeleri.

Evet hayat beklentileri beklerken geçen zaman dilimi midir bilemem

Ama

Şunu biliyorum

Bu hayatta mutlu olmanın şartı

Beklentisiz olmaktır.

Bayramınızı kutlar hayattan beklentilerinizin gerçekleşmesini dilerim.