Madem bir kere başladık, şu tarikatler ve son dönemin öne çıkan tarikat zevatı hakkında yazmaya devam edelim. Bu cenahta meydana gelen hareketlilik uzun süre devam edeceğe benziyor ve birbirinden ilginç gelişmeler oluyor.
Dün de yazdığım gibi son yıllarda yıldızı parlayan, öne çıkan tarikat erbabının arasında baş sırayı Fatih Çıtlak alıyor. Çıtlak’ın öne çıkmasının nedeni mütebahhir ilmi, ulaşılmaz irfanı, manevi derinliği değildir. Hazret, Bilal Erdoğan’ın eşi Reyyan Uzuner’in dayısıdır. Uzuner ailesi eskiden beri İslami grupların içinde bulunmuş, sevilen sayılan bir ailedir.
Çıtlak’ın yükseliş öyküsü yeğeninin evlenmesiyle başlar. Daha önce Cerrahi Dergâhı’nca çıkartılan Keşkül dergisinin sahibi ve genel yayın yönetmeniydi. O zamanlar meteliğe kurşun atan, parasızlıktan kıvranın bir isimdi. O yüzden dergiyi bir müddet sonra TİMAŞ’a devretmişti. Ancak Reyyan Uzuner’in Bilal Erdoğan’la evliliğinden sonra Çıtlak’a sihirli bir el dokundu. Belediyelerde programlar, kitapevlerinde kitaplar, televizyonlarda ekranlar Çıtlak’a açılıverdi.
Sonrasında ise Çıtlak’a daha önemli görevler verildi ki bunların en önde geleni kurulacak yeni Meclis-i Meşayih’in başkanlığıydı. AKP’nin daha doğrusu Ergenekon’un kontrolüne giren Recep Erdoğan’ın her konuda bir projesi olduğu gibi tarikatler üzerine de uygulamak istediği belli bir stratejisi var.
Bu stratejiye göre, cemevlerinin devlet tarafından kabul edilmesi için, tarikatleri yasaklayan kanunda değişiklik yapılacak yada bir oldu bittiyle bu kanun kadük hale getirilecek. Denetimi sağlasın diye de bir Meclis-i Meşayih (Şeyhler Meclisi) kurulacak. Tabii ki bu kurumun adı Şeyhler Meclisi olmayacak. Cumhuriyetin değerleriyle çelişmeyen bir isim bulup işi buradan yönetecekler.
Fatih Çıtlak bu proje için adım adım hazırlanıyordu. En önemli basamak ise geçen yıl geçildi. Çıtlak, Gönenli Mehmet Efendi’nin halifelerindendi. Ancak onun gözü, kurulduğu günden bu yana kesintiye uğramadan gelen ve ciddi bir gelenek oluşturan Cerrahi Dergâhı’ndaydı. Fakat bu dergâhda öne çıkması mümkün olmayınca, Halveti hilafetiyle, Sünbül Efendi Dergâhı’na oturuverdi.
Arkasından da Mevleviliği ve Mesnevi çalışmalarını ön plana çıkardı. Bir müddet sonra da Çelebi Ailesi, uzun süredir Mevlevilik’i kullanan Çıtlak’ı tarikatin ikinci en önemli görevine, ser tarikliğe getirdi. Artık Mevlevilerin şeyhi olmak için önünde tek bir adım kalmıştı. Çıtlak hırslı olmasına hırslıydı ama ona ikbal kapılarını açan, Ergenekon-RTÖ projesine en uygun isim olmasıydı.
Geçen yıl ser tarik ünvanını aldıktan sonra, yurtdışından Türkiye’ye ziyarete gelen şeyhler tek tek uyarıldı. Önce Çıtlak’a uğramaları, onun izniyle diğer dergâhları ziyaret edebilecekleri söylendi. Gerçi bu uyarıyı ciddiye alan olmadı ama ilk adım atılmış oldu.
Çıtlak’ın bağlıları arasında Bilal Erdoğan’da bulunuyor. Erdoğan için TÜRGEV bir ilk adım. AKP’yi cemaatleştirmek istedikleri için bir müddet sonra Erdoğan, Fatih Çıtlak’ın başında bulunduğu dergâhın halifesi ilan edilecek. Böylece TÜRGEV’in İslami meşruiyeti sağlanacak. Diğer tarikatleri de İskender Paşa Dergâhı’nın akıbeti bekleyecek. Böylece Ergenekon-RTÖ’nün İslami grupları kontrol etme planı başarıyla uygulanacak.
İskender Paşa Dergâhı’na ne oldu diyenlere de küçük bir bilgi vereyim. Seksenlerin sonunda Esat Coşan ve Necmettin Erbakan çatışması yaşanmış, Coşan, “Hakyol Vakfı dururken Milli Gençlik Vakfı’na ne gerek var. Bir cemaatin iki vakfı olmaz” demişti ve bağlılarının büyük çoğunluğunu kaybetmişti. Yakın gelecekte tarikatlerin başına da bu gelecek ve hepsinden Ergenekon-RTÖ’ye itaat etmeleri istenecek. Etmeyenlerin üzerine de devlet eliyle gidilecek.
Olup bitinler karşısında celaliyle meşhur Tuğrul İnançer niye sessiz kalıyor? Eli mecbur. TBMM’de yaptığı inkılapları, “köpekleşme”ye benzeten konuşmadan sonra başının üzerinde demoklesin kılıcı gibi hukuki bir dava sallanıyor. O yüzden geçen yıl Şeb-i Arus törenlerinde, binlerce kişinin huzurunda Recep Erdoğan’a şirin gözükmek için elinden geleni yaptı. “Kalbinize gam, kasavet gelmesin. Bizim için 17 Aralık sadece ve sadece Hz. Pir’in alem-i Cemal’e göçüşünün tarihidir” diyerek bir anlamda Erdoğan’ı tezkiye etti. Ancak beklediği karşılığı görebildi mi? Hiç zannetmiyorum.
1928’de kapatılan ama varlıkların hiçbir şekilde son bulmayan tarikâtler için Ergenekon-RTÖ’nün planı bu. Kader planında ne olacağını ise bekleyip göreceğiz.